F1 drivers are ambitious and driven by their instincts. They can do any crazy move to earn a one more point for championship. They are nuts enough to race in around 220mph with other 21 drivers.
Everyone of them believes that they are the best of the sport. Only they've needed a chance, a complete car or a great team to prove this and when they have this chance they can be brutal.
When Nico Rosberg and Lewis Hamilton teamed up for Mercedes team in 2013, it was felt all safe and sound. They were friends since go-karting days. So they must be get on well. Lewis Hamilton is a one time champion, trust his fearless moves on circuit so he was so sure that he will be the man of the team. Nico Rosberg is in the team for a while so he knew the team well and driving enough years to match champion driver at next door even without a crown for himself yet.
Things were going well as it thought, duo were attending events together, racing well together. But those were the days where Vettel and his Red Bull dominant enough to beat them all.
A championship crown is a game changer and the game is changed. This season Mercedes pair has a car that can bring one of them a championship.
All has started well in the beginning. Both were happy to have competitive car, Vettel wasn't around or any driver there to push Mercedes couple beside each other. It was Mercedes's game then.
Team management decided and mentioned that they will not interrupt the fight between their drivers for the sake of justice and joy of racing as long as they don't crush. Front driver in the race gets the pit first, Both pits open with their time sheets so each driver can work where they are behind in terms of timing.
It was great and a hell of a show for audience. Lewis Hamilton was putting a great performance with a great car. It was all good for even the retirement in the first race. He fixed it with 4 wins in a row. Only problem was Rosberg's breath was just right behind him. But Hamilton knew that it won't be a problem as long as he keeps winning, he was sure about his talents, he was better than Rosberg.
Rosberg won the first race and shed the first blood but later on he was in a supporting character. He was fighting and working hard still Hamilton won the all.
Then Monaco happened. Rosberg made controversial move in the qualifying but faced with no penalty. It's all down to you to say Rosberg made that move in purpose or just an accident. As in result he didn't lost anything that weekend, maybe some respect from particular fans. He won his 'Almost Home Race' with very important 25 points. Lewis could kept his mouth shut and kept working and be mature about all this. But no way, he cracked that weekend, talking about how he grew in worst ways and he is more eager about championship compare to Monaco style living, luxury Rosberg.
Things were changed between those after Monaco, even though both said Lewis's worlds were understood in different content.
Hamilton's retirement in Canada may have the worst timing for him as mental while Rosberg on podium. Ricciardo also had his very first win that weekend and Red Bull's car was in the game again like all those problems between duo was not enough.
Next 5 races Rosberg has got 2 wins and one retirement, Hamilton has got 1 win and a forced retirement. Red Bull's new shiny, young talent also has got 2 wins.
Then Belgium happened. Hamilton was leading, Rosberg push to hard to overtake Lewis in the second lap of the race and there came to touching between them, the only thing Mercedes does ask for their drivers 'not the crash', but there it was. Rosberg could race well but Hamilton with a damage, he forced to go back the pits at last sting of the race and ended a race that he did not enjoy very well.
Pit wall went crazy, Hamilton must have gone mad, and Rosberg must have thought he was just fighting for position, for the championship.
Rosberg may have the fault on this he could be more smart in his move, but was it true for Hamilton directly go to media and talk about stuff that talked behind close doors?
Hamilton is intimate and open wordy person but isn't a time for him to be more mature and keep some stuff to himself so we could see he grow up a little since his open-fight with Alonso in 2007 ?
Rosberg's made controversial moves but only thing he didn't do is talking. He is in Formula 1 since 2002, he is preparing himself for to be champion with under the pressure of his lastname but only get the chance of being a champion this year. I wouldn't blame Prost for fighting againts Senna, i wouldn't blame Rosberg also for putting all his cards on table.
Hamilton should keep in silence, fight with his all on the circuit as a champion already, a person who knows how to be champion. He shouldn't go to media everytime some thing happen on the circuit and apologize, explain on his Twitter account later on.
Especially when there is a guy behind both of them with a great smile and nothing to lose. Mercedes duo and the team should know their priorities while there 7 races to catch up and last one with double points.
It looks like the one with working in silent, racing on circuit will get this championship in a very exciting way.
2 Eylül 2014 Salı
7 Ağustos 2014 Perşembe
El Clásico
Yaklaşık 3 ay önce dünyanın en büyük kulüplerinden olan Real Madrid CF'in ve FC Barcelona'nın stadlarını, Estadio Santiago Bernabéu ve Camp Nou'yu, gezme şansına eriştim.
Barcelona ve Madrid'e gidip bu stadları gezmeyen futbol taraftarına taraftar denmiyor artık. Bu iki büyük takım stadyum turu gibi basit bir olayı alıp, turistik bir etkinlik haline getirmeyi başardı. Bu ezeli rakiplerin derbisinin dünya çapında 400-500 milyon izleyici topladığını düşünürsek aslında bu durum şaşırtıcı değil.
İlk olarak 'Tour Bernabéu' ile başlamak istiyorum. Stad 3 yılda inşa edilmiş ve 1947 yılında açılmış. 81.000 kişilik kapasitesi olan stad Paseo de Castellana'da bulunuyor. Madrid'in en büyük tren istasyonun da bulunduğu Atocha'da kalırsanız hem Madrid'in güzelliklerinin tadını çıkarabiliyorsunuz hemde stada çok yakın oluyorsunuz. Bunun dışında metro ve otobüslede 'Santiago Bernabeu' duraklarında inerseniz hemen stadın önünde buluyorsunuz kendinizi. Yürümeyi seviyorsanız Atocha'dan 30-40 dakikalık yürüyüş mesafesiyle stada ulaşabiliyorsunuz. Stad cadde üzerinde olduğundan kaçırma gibi bir ihtimaliniz zaten olmuyor. Otobüsle giderseniz Madrid'in kutlamalarını yaptığı Plaza de Cibeles'i uzaktan görebilir, yürürseniz ise direk olarak önünden geçebilirsiniz.


Stad bütün ihtişamıyla sizi karşıladıktan sonra biletinizi alıyorsunuz. Biletle beraber stad ve turla ilgili bilgiler olan bir broşürde geliyor. Küçük bir dipnot eğer havaalanından yada otelinizden Madrid haritası alırsanızi haritada ki küçük kuponlarla staddan küçük bir hediye ve indirim de alabiliyorsunuz. Bu tarz bir tura daha önce katılmadığım için içeri belli sayıda kişiyle bir rehberle girildiğini düşünüyordum fakat herkes bireysel giriyor, kalabalığı takip edince zaten yolunuzu buluyorsunuz. Elinizde ki broşür ise mükemmel düzenlenmiş.
Kralın takımı bu işi harika bir pazarlama taktiği ile yürütüyor. Turu 'Al Lugar Donde Viven Tus Sueños' yani 'Rüyalarınızı yaşadığınız yer' olarak tanıtarak stadın Madrid taraftarına ne ifade ettiğini daha girişte belirtiyor.


Real Madrid taraftarı olarak o stada girmek gerçekten inanılmaz bir heyecandı, gerçekten de bütün bir tur rüya gibiydi. Casillas'ın gezdiği çimenlerde gezmek, Alonso'nun oturduğu kulubeye oturmak, Ronaldo'nun duş aldığı odaya kadar girmek bir taraftar için inanılmaz anılar sağlıyor. Taraftarı bile olmasanız bile sizi etkileyecek bir turken birde tuttuğunuz takım olunca tur ayrı bir boyuta taşınıyor. 2 hafta önce bile kazanılan kupanın tura hemen dahil olması bile bir taraftarının gönlünün nasıl hoş tutulması gerektiğini bildiklerini gösteriyor. Real müzeden başlayarak soyunma odalarına kadar sizi stadın büyük bir bölümünü gezdiriyor. Tur öyle bir tasarlanmış ki tek bile gezseniz sizin yalnış yere girme ihtimaliniz yada bir bölümü kaçırma ihtimaliniz yok. Tur Real'in 4 katlı, Adidas sponsonsorlu 'Tienda Bernabéu' ile son buluyor. Madrid'de ki diğer Real Madrid dükkanları Adidas sponsorluğunda fakat ürün anlamında çok da etkiliyici değildi. 4 kat olmasını rağmen malesef yeterli ürün stoğu ve çeşidi yoktu.
Camp Nou'ya gelirsek orası da 3 yılda inşa edilmiş ve 1957 yılında açılmış. Stad 99,000 kişilik kapasitesiyle Avrupa'nın en büyük stadı. Ulaşım olarak 'Bernabéu' kadar merkezde değil. Gestión Académica de la Universitat de Barcelona'ya yakın. Yine de ulaşıma zor denmez. Barcelona'nın en büyük tren istasyonu olan Barcelona Sants'dan bir metroyla stada ulaşabiliyorsunuz. Fakat biraz yürümeniz gerekiyor ve bölge Madrid'in ihtişamından çok uzak. Stadın çevresi çok daha iyileştirilebilir.
Tabi stada geldiğiniz anda durum değişiyor. Bernabéu cadde üstünde bir stad olduğundan genel anlamda bir staddan oluşuyor. Fakat Camp Nou stad, bina ve kafelerden oluşuyor. Real'li biri olarak Camp Nou'yu gezmek beni heyecanlandırmadı yine de güzel bir deneyimdi.


Tur anlamında Real turunu kesinlikle marka haline getirmiş fakat CampNou sadece bir bilet verip sizi yolluyor. İyi kalpli katalanlar olmasa yolunuzu bulmak biraz daha zor. Müze kısmı özelliklle ciddi anlamda karışık orayı gezerken nereyi gideceğinizi kaçırıp aynı yerleri iki kere geziyorsunuz. Elinizde bilet dışında hiç bir bilgilendirici de olmayınca bir yeri kaçırmadığınızı ümit ederek yola devam ediyorsunuz.
İki takımın ezeli rekabeti turlarda da devam ediyor. Real'in müzesine Barça'ya atılan goller gösterilirken, CampNou'da Real'le atılan goller tekrar ediliyor.
Stad rakibinin stadına oranla daha yeni inşa olmasına rağmen tribünler ve arka merdivenler çok daha eskiydi. Bernabéu'dan farklı olarak basın tribünlerini de gezebiliyorsunuz fakat yedek kulubesine oturulmasına izin verilmiyordu. Küçük bir ayrtıntı olsa da neden böyle bir yasak olduğu soru işareti kaldı bende. Tur yine alışverişle son buluyor. Kendimizi 2 katlı 'Barcelona Botiga' da buluyoruz. Barcelona'nın ürünleri gerçekten ağız sulandırıcı. Her türlü ürünün, her çeşidini bulmak mümkün. Aynı çeşitlilik şehir içinde ki dükkanlarda da mevcut. Birde tur çıkışı kendinize dondurma ısmarlarsanız değmesin kimse sizin keyfinize.
Spor sever olarak 2 stadı gezmek de güzel bir deneyimdi. Kendi takımım olan Real Madrid'in stadı ise gerçekten bir rüyaydı ayrıca bir akşam sonra maça da gitme şansım oldu. Malesef yenilsek de Ronaldo'nun golunu canlı görmedim demem.
TV'lere kitlensekde sporu yerinde izlemek en güzeli. Bu anlamda stadyumlar taraftarlar için en önemli mabetler. Stadlar geliştikçe, sporda gelişecektir, onu izleyenlerde. Medeniyet seviyesi stadyumlar ve oralarda ki kurallardan rahatlıkla anlaşılabilir. Örnek vermek gerekirse Real- Valenicia maçına girerken üstümüz aranmadı bile sadece biletimiz kontrol edildi. İşte bu kadar basitti içeri girmek. Bütün tribünler neredeyse dolu olsa da ne girişte ne çıkışta bir zorlanma yaşadık. Çünkü herkes güzel 90 dakika geçirmeye gelmişti olay çıkaracak bir durum yoktu.

Biz en tepelerden maçı izledik, bizim gibi gelen diğer turistlerde 'maksat maç izlemek değil mi parayı daha iyi bir tribüne harcamaya gerek yok o ortamı tadalım' demiş olmalı ki etrafımızda ispanyoldan çok almanlar vardı. Zaten tek bir kale arkasının en alt kısmında tezavurat yapan kesim vardı. Onun dışında klasik golde sesini yükselten, bir kartta ıslıklayan bir kitleyle maç izledik.
Taraftar kesinlikle sporun en önemli parçalarından biri fakat hem oyundan zevk alıp hemde olay çıkarmadan bu işi yapmanın yolları var demek ki.
Spor aslında izlemekten zevk aldığınız bir etkinliğe gönülden bağlanmak. Bizde ülke olarak sporun bir eğlence, güzel vakit geçirmek için bir yol olduğunu anlayıp zevkini çıkardığımız günlere ulaşmamız dileğiyle...
Barcelona ve Madrid'e gidip bu stadları gezmeyen futbol taraftarına taraftar denmiyor artık. Bu iki büyük takım stadyum turu gibi basit bir olayı alıp, turistik bir etkinlik haline getirmeyi başardı. Bu ezeli rakiplerin derbisinin dünya çapında 400-500 milyon izleyici topladığını düşünürsek aslında bu durum şaşırtıcı değil.
İlk olarak 'Tour Bernabéu' ile başlamak istiyorum. Stad 3 yılda inşa edilmiş ve 1947 yılında açılmış. 81.000 kişilik kapasitesi olan stad Paseo de Castellana'da bulunuyor. Madrid'in en büyük tren istasyonun da bulunduğu Atocha'da kalırsanız hem Madrid'in güzelliklerinin tadını çıkarabiliyorsunuz hemde stada çok yakın oluyorsunuz. Bunun dışında metro ve otobüslede 'Santiago Bernabeu' duraklarında inerseniz hemen stadın önünde buluyorsunuz kendinizi. Yürümeyi seviyorsanız Atocha'dan 30-40 dakikalık yürüyüş mesafesiyle stada ulaşabiliyorsunuz. Stad cadde üzerinde olduğundan kaçırma gibi bir ihtimaliniz zaten olmuyor. Otobüsle giderseniz Madrid'in kutlamalarını yaptığı Plaza de Cibeles'i uzaktan görebilir, yürürseniz ise direk olarak önünden geçebilirsiniz.
Stad bütün ihtişamıyla sizi karşıladıktan sonra biletinizi alıyorsunuz. Biletle beraber stad ve turla ilgili bilgiler olan bir broşürde geliyor. Küçük bir dipnot eğer havaalanından yada otelinizden Madrid haritası alırsanızi haritada ki küçük kuponlarla staddan küçük bir hediye ve indirim de alabiliyorsunuz. Bu tarz bir tura daha önce katılmadığım için içeri belli sayıda kişiyle bir rehberle girildiğini düşünüyordum fakat herkes bireysel giriyor, kalabalığı takip edince zaten yolunuzu buluyorsunuz. Elinizde ki broşür ise mükemmel düzenlenmiş.
Kralın takımı bu işi harika bir pazarlama taktiği ile yürütüyor. Turu 'Al Lugar Donde Viven Tus Sueños' yani 'Rüyalarınızı yaşadığınız yer' olarak tanıtarak stadın Madrid taraftarına ne ifade ettiğini daha girişte belirtiyor.

Real Madrid taraftarı olarak o stada girmek gerçekten inanılmaz bir heyecandı, gerçekten de bütün bir tur rüya gibiydi. Casillas'ın gezdiği çimenlerde gezmek, Alonso'nun oturduğu kulubeye oturmak, Ronaldo'nun duş aldığı odaya kadar girmek bir taraftar için inanılmaz anılar sağlıyor. Taraftarı bile olmasanız bile sizi etkileyecek bir turken birde tuttuğunuz takım olunca tur ayrı bir boyuta taşınıyor. 2 hafta önce bile kazanılan kupanın tura hemen dahil olması bile bir taraftarının gönlünün nasıl hoş tutulması gerektiğini bildiklerini gösteriyor. Real müzeden başlayarak soyunma odalarına kadar sizi stadın büyük bir bölümünü gezdiriyor. Tur öyle bir tasarlanmış ki tek bile gezseniz sizin yalnış yere girme ihtimaliniz yada bir bölümü kaçırma ihtimaliniz yok. Tur Real'in 4 katlı, Adidas sponsonsorlu 'Tienda Bernabéu' ile son buluyor. Madrid'de ki diğer Real Madrid dükkanları Adidas sponsorluğunda fakat ürün anlamında çok da etkiliyici değildi. 4 kat olmasını rağmen malesef yeterli ürün stoğu ve çeşidi yoktu.
Camp Nou'ya gelirsek orası da 3 yılda inşa edilmiş ve 1957 yılında açılmış. Stad 99,000 kişilik kapasitesiyle Avrupa'nın en büyük stadı. Ulaşım olarak 'Bernabéu' kadar merkezde değil. Gestión Académica de la Universitat de Barcelona'ya yakın. Yine de ulaşıma zor denmez. Barcelona'nın en büyük tren istasyonu olan Barcelona Sants'dan bir metroyla stada ulaşabiliyorsunuz. Fakat biraz yürümeniz gerekiyor ve bölge Madrid'in ihtişamından çok uzak. Stadın çevresi çok daha iyileştirilebilir.
Tabi stada geldiğiniz anda durum değişiyor. Bernabéu cadde üstünde bir stad olduğundan genel anlamda bir staddan oluşuyor. Fakat Camp Nou stad, bina ve kafelerden oluşuyor. Real'li biri olarak Camp Nou'yu gezmek beni heyecanlandırmadı yine de güzel bir deneyimdi.
Tur anlamında Real turunu kesinlikle marka haline getirmiş fakat CampNou sadece bir bilet verip sizi yolluyor. İyi kalpli katalanlar olmasa yolunuzu bulmak biraz daha zor. Müze kısmı özelliklle ciddi anlamda karışık orayı gezerken nereyi gideceğinizi kaçırıp aynı yerleri iki kere geziyorsunuz. Elinizde bilet dışında hiç bir bilgilendirici de olmayınca bir yeri kaçırmadığınızı ümit ederek yola devam ediyorsunuz.
İki takımın ezeli rekabeti turlarda da devam ediyor. Real'in müzesine Barça'ya atılan goller gösterilirken, CampNou'da Real'le atılan goller tekrar ediliyor.
Stad rakibinin stadına oranla daha yeni inşa olmasına rağmen tribünler ve arka merdivenler çok daha eskiydi. Bernabéu'dan farklı olarak basın tribünlerini de gezebiliyorsunuz fakat yedek kulubesine oturulmasına izin verilmiyordu. Küçük bir ayrtıntı olsa da neden böyle bir yasak olduğu soru işareti kaldı bende. Tur yine alışverişle son buluyor. Kendimizi 2 katlı 'Barcelona Botiga' da buluyoruz. Barcelona'nın ürünleri gerçekten ağız sulandırıcı. Her türlü ürünün, her çeşidini bulmak mümkün. Aynı çeşitlilik şehir içinde ki dükkanlarda da mevcut. Birde tur çıkışı kendinize dondurma ısmarlarsanız değmesin kimse sizin keyfinize.
Spor sever olarak 2 stadı gezmek de güzel bir deneyimdi. Kendi takımım olan Real Madrid'in stadı ise gerçekten bir rüyaydı ayrıca bir akşam sonra maça da gitme şansım oldu. Malesef yenilsek de Ronaldo'nun golunu canlı görmedim demem.
TV'lere kitlensekde sporu yerinde izlemek en güzeli. Bu anlamda stadyumlar taraftarlar için en önemli mabetler. Stadlar geliştikçe, sporda gelişecektir, onu izleyenlerde. Medeniyet seviyesi stadyumlar ve oralarda ki kurallardan rahatlıkla anlaşılabilir. Örnek vermek gerekirse Real- Valenicia maçına girerken üstümüz aranmadı bile sadece biletimiz kontrol edildi. İşte bu kadar basitti içeri girmek. Bütün tribünler neredeyse dolu olsa da ne girişte ne çıkışta bir zorlanma yaşadık. Çünkü herkes güzel 90 dakika geçirmeye gelmişti olay çıkaracak bir durum yoktu.
Biz en tepelerden maçı izledik, bizim gibi gelen diğer turistlerde 'maksat maç izlemek değil mi parayı daha iyi bir tribüne harcamaya gerek yok o ortamı tadalım' demiş olmalı ki etrafımızda ispanyoldan çok almanlar vardı. Zaten tek bir kale arkasının en alt kısmında tezavurat yapan kesim vardı. Onun dışında klasik golde sesini yükselten, bir kartta ıslıklayan bir kitleyle maç izledik.
Taraftar kesinlikle sporun en önemli parçalarından biri fakat hem oyundan zevk alıp hemde olay çıkarmadan bu işi yapmanın yolları var demek ki.
Spor aslında izlemekten zevk aldığınız bir etkinliğe gönülden bağlanmak. Bizde ülke olarak sporun bir eğlence, güzel vakit geçirmek için bir yol olduğunu anlayıp zevkini çıkardığımız günlere ulaşmamız dileğiyle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
